Aksarayda Yatırım Logo
Aksaray Sanayi ve Ticaret Odası Aksaray Sanayi ve Ticaret Odası Aksaray Sanayi ve Ticaret Odası
Change Language

Aksaray İline Genel Bakış

AKSARAY

Anadolu’nun ortasında kuzeyi güneye, doğuyu batıya bağlayan kadim bir şehirle sizleri tanıştırmak isteriz. Bu şehir sadece stratejik konumu ile değil aynı zamanda kadim tarihiyle de önemlidir. Mâzi ile istikbâli, başka bir tabirle dün ile yarını buluşturan Anadolu’nun en eski şehirlerinden biridir Aksaray. Bu kadar köklü bir vatan toprağı maalesef yeterince tanınmıyor.

Aksaray denilince genellikle akıllara “İstanbul-Aksaray” gelir. Halbuki, İstanbul Aksaray’ın ismi de Aksaray’ındır. Konstantinapol’ün “İslambol” olabilmesi için Fatih Sultan Mehmet emriyle Aksaray’dan hicret edenlerin yerleştiği semtin adı Aksaray’dır. İstanbul’un en bilindik semtlerinden olan Aksaray, hakikî Aksaray’dan daha çok tanınıyordu. Ama son zamanlarda şehir, teknoloji, iletişim ve ulaşımdaki ilerlemeler sayesinde artık “Aksaray” denilince kadim şehir akla geliyor.

Aksaray tarihinden kısaca bahsetmenin yerinde olacağı kanaatindeyiz. On bin yıllık tarihin tescili olan Aşıklı Höyük Orta Anadolu’nun ilk köyüdür. Buzul çağının ardından günümüzden yaklaşık on bin yıl önce (M.Ö. 8000), Orta Anadolu’da yaşayan insanlar yerleşik hayata geçmeye başlarken, bilinen ilk köy yerleşmesi Aşıklı Höyük’te kuruldu. Aşıklı Höyük’te sürekli bir yerleşim kurulurken, bu köyü kuranlar ilk kez tarıma başladılar, hayvanları evcilleştirdiler ve ulaştıkları obsidiyen teknolojisiyle birlikte Orta Anadolu’daki insanlık tarihini yazmaya başladılar. Böget Köyü civarında bulunan seramikler Neolitik dönemde Aksaray’ın iskan gören en eski yerlerinden birisidir. İ.S. Yedi binli yıllarda ise Aksaray sınırlarında bulunan Güvercinkayası Kalkolitik çağdaki önemli bir yerleşimdir. Güvercinkayası höyüğü ayrıca Anadolu’daki en eski kale kenttir. Gelveri (Güzelyurt) Yüksek Kilise eteğindeki yerleşim yine Kalkolitik dönemin izlerini taşımaktadır.

 

En eski ticaret merkezlerinden Acemhöyük

Günümüzden 4500 yıl önce Anadolu’da küçük krallıklar bulunuyordu. Bunlardan birisi de Buruşhanda yani Acemhöyük idi. Anadolu’da Hatti kavmi yaşarken, bu dönemde Asurlu tacirler bölgede ticaret yapmışlardır. Aksaray’daki Acemhöyük yerleşkesi, önemli bir ticaret merkezi konumuna gelmiştir. Akkad’ların fethetmek istediği büyük bir krallık olan Acemhöyük’te kazılar yarım asırdır devam etmektedir. 

 

Hoşgörü limanı: Aksaray

Aksaray, Akkadlar, Hititler, Assurlular, Kimmerler, Frigyalılar, Lidyalılar, Medler, Persler, Kapadokyalılar, Makedonyalılar, Romalılar, Bizans, Abbasi, Selçuklu, Danişmendliler, Karamanoğulları, Eratnalılar, Moğollar ve Osmanlı’nın hâkimiyetine geçmiştir. Bu medeniyetler arasında Roma, Selçuklu, Karamanoğlu Beyliği ve Osmanlı Devleti önemlidir.

M.S. 1. yüzyılda Aziz Paul ve müritleri tarafından Anadolu’da yayılmaya başlayan Hıristiyanlık, çok tanrılı Roma taraftarlarının büyük tepkisine neden olduğundan, ilk Hıristiyanlar korunmak için elverişli mekanlara yerleşmişlerdir. Ayrıca inzivaya çekilmek isteyen birçok din adamı Aksaray ve çevresini tercih etmiştir. Bu dönemde Güzelyurt ve Gülağaç sınırları içinde çok sayıda yeraltı şehri inşa edilirken, vadiler içinde bulunan dik yamaçlar oyularak kaya içi kiliseler ve meskenler açıldı. 7. y.y. sonlarından itibaren Müslüman Arapların Anadolu üzerinden İstanbul’a yaptıkları seferler nedeni ile bölgeye sığınan Hıristiyanların sayısı artarken, Ihlara ve Manastır Vadisi çevresinde önemli yerleşim birimleri oluşmuştur.

 

Şehri açık hava müzesine dönüştürenler: Anadolu Selçukluları

1142’de Selçuklu hakimiyetine giren Aksaray’dan tarihi İpek Yolu geçerken, bu dönemde çok sayıda Türk İslam eseri inşa edilmiştir. II. Kılıçarslan zamanında Aksaray’a saray, medrese, zaviye ve kervansaraylar yapılırken, bu dönemde yapılan Sultanhanı, İpek yolu üzerindeki en büyük kervansaraydır. Sultan Mesud, (1116-1155) askeri üs olarak kullandığı Aksaray’ın kalesini tamir ettirmiş, cami ve sosyal müesseseler yaptırmıştır. II. Kılıç Arslan, Aksaray’a çok önem vermiştir. Camiler, kervansaraylar, bedestenler, saray hamamı  yaptırmış ve kalesini tahkim ettirmiştir. Şehre, seyitler, gaziler, âlimler, tüccarlar getirterek yerleştirmiş ve adeta şehri yeniden kurmuştur. Şehre Gayrimüslimlerin, hüviyet ve asaleti belirsiz kimselerin girmesine müsaade etmemiştir. Şehir bundan ötürü Darü’z-Zafer, Darü’l-Cihad unvanlarıyla anılmaya başlanmıştır. II. Kılıç Arslan devrinde siyasî gelişmeye paralel olarak ticaretin de geliştiği ve büyük ticarî yolar üzerinde kervansaraylar kurduğu görülür. Selçuklu’nun kudretli hükümdarlarından I. Alaaddin Keykubad’ın Aksaray’da bir dizi imar faaliyetinde bulunduğu bugün bile ayakta kalabilen eserlerden anlaşılıyor. Konya-Aksaray arasına Sultan Hanı, Aksaray-Nevşehir arasına Alayhan ve Ağzıkarahan,  şehir merkezinde; Kızıl/Eğri Minare, Yıkı Minare, Cıncıklı Mescid, Ebubekiriyye Medresesi, Seyfiyye Medresesi, Darü’ş-şifa, Başköprü ve Ervah tepe türbesinin bu dönemde yapıldığı görülmektedir

.Anadolu Selçukluları Alaaddin Keykubad’ın Aksaray’daki eserleri; Sultan Hanı, Alayhan ve Ağzıkarahan, Kızıl/Eğri Minare, Yıkı Minare, Cıncıklı Mescid, Ebubekiriyye Medresesi, Seyfiyye Medresesi, Darü’ş-şifa, Başköprü ve Ervah tepe türbesidir.

 

İbn Battuta Aksaray’da

Selçukluların 1318 tarihinde tamamen yıkılmasından sonra şehrin Eretnalıların kontrolüne geçtiği görülür. 1333 tarihinde Aksaray’a gelen ünlü seyyah İbn Battuta şehrin Emir Ertana’nın naibi Şerif Hüseyin’in kontrolünde olduğu ifade edilmektedir. Eretnalılar zamanında önemli bir şehir olan Aksaray’da Sultan Alaadin Ertana ve Sultan Gıyaseddin Mehmed adına gümüş sikkeler kestirilmiştir. Battuta eserinde Aksaray’dan özetle, şöyle bahsediyor: “...Her tarafından akarsular ve bostanlarla sarılmıştır. Şehrin içinden üç nehir geçip (üç kanal) su evlerin altından akar”.

 

Aksaray: Osmanlı’nın insan kaynağı

Selçukluların ardından İlhanlı, Danişmentli ve Karamanoğulları hakimiyetinde kalan Aksaray’ı 1470 yılında alan İshak Paşa, Fatih Sultan Mehmet’in emriyle halkın bir bölümünü İstanbul’a nakletmiştir. İstanbul’un Türkleşip İslamlaşma sürecinde iskanda değerlendirilmiş olan Aksaray halkı, bugün pek çoğu İstanbul’un Fatih ilçesi sınırları içinde kalan Aksaray, Cağaloğlu (Coğlaki), Laleli, Kurtuluş, Ortaköy, Sofular, Ereğlikapı’ya yerleştirilmişler ve iskanla gidenler yeni yerleştikleri yerlere Aksaray’daki mahalle isimlerini vermişlerdir. Hicret etmeyen, şehirde kalan bir avuç Aksaraylı da Somuncu Baba’nın oğlu Yusuf Hakikî önderliğinde bir arada yaşamış, bu yeni mahalleye de “Kalanlar” denilmiştir. Osmanlı’nın -tabiri caizse- insan deposudur. Fethedilen yeni yerlerin İslamlaşmasında, kaliteli insan sayısının artırılmasında Aksaray halkı tercih edilmiştir. 1571 yılında Kıbrıs’ın fethinden sonra izlenen iskân politikasında yine Aksaray halkının bir kısmı buraya nakledilmiştir. Bu hicretler sonrasında Aksaray elbette fedakarlığı neticesinde zayıflıyor, geri kalıyordu ama Türk-İslam medeniyetinin gücü artıyor, cihan hakimiyeti mefkuresi güçleniyordu. II. Bayezid-Cem kavgasında olayların daha da büyümemesi için akl-ı selime uygun hareket eden Aksaraylılar vergiden muaf tutularak ödüllendirilmişlerdir. 

Evliya Çelebi; Aksaray için şöyle demiştir; “Bu şehirde yedi binden ziyade büyük evliyanın yattığı tevatürle söylenir. (Dar-ı ervah) (ruhlar evi) denilen buraya nice kere nur inmiştir. Gamlı olan ziyaret etse memnun ve güler olur. (Şeyh Hamid Veli) Rum diyarı irfan ehlinin başıdır”.

 Osmanlı’nın hakimiyetinin devam ettiği günlerde (1650’li yıllar) ünlü seyyah Evliya Çelebi Aksaray’a uğrar ve eserinde geniş yer verir. Özetin özeti olarak şu satırları hatırlatmak isteriz: “Bu şehirde yedi binden ziyade büyük evliyanın yattığı tevatürle söylenir. (Dar-ı ervah) (ruhlar evi) denilen buraya nice kere nur inmiştir. Gamlı olan ziyaret etse memnun ve güler olur. (Şeyh Hamid Veli) Rum diyarı irfan ehlinin başıdır”.

Türkiye Cumhuriyetinin ilk un fabrikası Azm-i Milli T.A.Ş. Aksaray’da kurulmuştur.

 Osmanlı’nın tarih sahnesinden çekilmesinden sonra Türkiye Cumhuriyeti kurulmuş ve bu yeni devletin önemli şehirlerinden birisi Aksaray olmuştur. Cumhuriyet Türkiyesi’nin ilk un fabrikası Aksaray Azm-i Milli T.A.Ş.’ın kurulması, Halk İktisat Bankası’nın açılması, tarımdaki ilerlemeler, kültürel ve tarihi anlamda atılımlar ilk on yılda olmuştur. Ama 1933 yılında bu gelişmeler bir anda durmak zorunda kalmıştır; çünkü vilayetlik elden alınarak kaza statüsüne düşürülmüştür. Elli altı yıl gibi süreyle ilçe olan bu kadim şehir 1989 yılında yeniden vilayet olmuştur. O günden beridir de kaybettiği yılları telafi edebilmek çalışıyor. Dün ile yarının buluştuğu bir şehir olan Aksaray’ın güzelliklerinden bir buket takdim ediyoruz.