Aksarayda Yatırım Logo
Aksaray Sanayi ve Ticaret Odası Aksaray Sanayi ve Ticaret Odası Aksaray Sanayi ve Ticaret Odası
Change Language

AKSARAY İLİ KÜLTÜR VE TURİZM VARLIKLARI

AŞIKLI HÖYÜK 

Tarihde bilinen ilk beyin ameliyatı aksarayda yapılmıştır.

 

 

 

 

 

 

Kapadokya’nın en eski köyü olan Aşıklı Höyük Aksaray’ın en eski yerleşim yeridir. Gülağaç İlçesi Kızılkaya Köyü’nde bulunan höyüğün tarihinin  M.Ö. 8500’lü yıllara kadar uzandığı saptanmıştır. Yine bu höyükte çıkan bir kafatası, tarihte bilinen ilk beyin ameliyatının burada gerçekleştiğini kanıtlamaktadır. Anadolu’da bilinen en eski tarım faaliyetlerinin yine Aşıklı’da olduğu arkeolojik çalışmalar neticesinde gün yüzüne çıkmıştır. Kazı çalışmaları her yıl düzenli olarak devam etmektedir.

 

 

 

GÜVERCİN KAYASI

Gülağaç İlçesi, Çatalsu (Apsarı) Köyü’nde bulunan Güvercinkayası diğer adıyla Porsuklukaya günümüzden 7.000 bin yıl evveline tarihlenmektedir. Uluslararası bir ekip tarafından 1996 yılından beri kazı çalışmaları devam eden alan hem şehir hem de ülke tarihi açısından çok önemli bir yere sahiptir.  Anadolu’nun ilk kalesi olan Güvercinkayası Mamasun Gölü/Barajı kenarında kurulmuştur. Kazı alanından çok önemli buluntular çıkmaya devam etmekte ve Aksaray Müzesi’nde sergilenmektedir.

 

 

ACEMHÖYÜK

Acemhöyük, Aksaray İl merkezinin 18 km kuzeybatısında, bugünkü Yeşilova Beldesi içinde ve Melendiz’in bir kolu olan Karasu kıyısında kurulmuştur. Aksaray’ın en eski ticaret merkezidir. 1962 yılında başlayan kazı çalışmaları her yıl düzenli olarak devam etmektedir. Akad’ların fethetmek istediği büyük bir krallık olan Acemhöyük’ün Buruşhanda olma ihtimali yüksektir. Anadolu’nun en eski kapısı ile Hititler’in gücünü simgeleyen eşyalar Acemhöyük’te çıkmıştır.

 

 

 

 İPEK YOLU

İpek Yolu, Batı Han hanedanı döneminde Zhang Qian zamanında başlamış olup yüzyıllarca doğuyu batıya bağlayan en büyük ticaret yollarından biri olmuştur. Çin’den başlayarak Anadolu üzerinden Avrupa’ya kadar uzanan ticaret yoludur.  Anadolu’da, ipek yolu ticaretinin önemli bir noktası olan Tebriz ile İstanbul’u birleştiren başlıca iki ticaret yolu vardı. Birincisi, Kuzeyden Erzurum, Erzincan, Sivas, Tokat, Ankara, Bolu ve Bursa üzerinden işlemektedir. İkincisi ise daha güneyden olup Van, Bitlis, Diyarbakır, Birecik, Halep, Adana, Konya, Aksaray, Akşehir, Kütahya ve Bursa yolunu takip etmektedir. Anadolu’dan geçen İpek Yolu, Selçuklular döneminde de canlılığını korurken, Selçuklular ticareti geliştirmek için kervansaraylar yapmışlar ve sigorta sistemini getirmişlerdir. Kervansaraylar, genellikle yaya yürüyüşü ile 8-10 saati geçmeyen, deve yürüyüşüyle de bir gün süren 20-30-40 kilometrelik mesafelerde inşa edilmişlerdir. Han ve kervansarayların içerisinde yolcuların yatmasına mahsus odalar, atların dinlenmesi ve eşyaların korunması için bölümler, mescit, yıkanma yerleri, çeşmeler ile nalbant, doktor, veteriner, araba ve koşum onarım hizmetleri de yer almaktaydı. Selçuklu kervansaraylarının Aksaray’da yoğunlaşması, Aksaray’a atfedilen stratejik önemi ortaya koymaktadır. 

YER ALTI ŞEHİRLERİ

Doğa ile tarihin buluşmasına en iyi örneklerin bulunduğu şehirlerin başında Aksaray gelir. Peribacaları, vadileri ve yeraltı şehirleriyle ünlü Kapadokya yerli ve yabancı her turistin ilgisini çeker. Özellikle de doğal güzelliklerin gizemi cazibeyi artırır. Yeraltı şehirleri de en çok ilgi gören değerlerdir. Son zamanlarda turistlerin en fazla ziyaret ettiği yeraltı şehirleri arasında Saratlı Kırkgöz Yeraltı Şehri gelmektedir. Nevşehir’e 50, Aksaray’a 22 kilometre mesafede bulunan yeraltı şehri 2002 yılında hizmete girmiştir. Tuvalet, banyo, kiler ve toplam 40 odası bulunan yeraltı şehrinin Kapadokya Bölgesindeki benzerlerinden farklı olarak bir havalandırma sistemi bulunmaktadır. Yeraltı şehrinin 7 katlı olduğu tahmin ediliyor. Saratlı, Roma döneminden yaşam izlerini barındıran bir yerdir.

Bunun haricinde yine Saratlı’da İ.S. 250’li yıllarda kullanılan “Aziz Mercurius Yeraltı Şehri ve Kilisesi” bulunmaktadır. İsminin başında daha çok din adamları için kullanılan “Aziz” de olsa Mercurius’un komutan olduğu bilinmektedir.

Aksaray’daki diğer yeraltı şehirleri şunlardır:
Güzelyurt İlçesi’ne bağlı Gaziemir’deki Yeraltı Şehri,
Gülağaç İlçesi’ne bağlı Gülpınar’da Çukurören Yeraltı Şehri,
Gülağaç İlçesi’ne bağlı Bekarlar’da Yeraltı Şehri,
Eskil İlçesi Eşmekaya Beldesi yakınlarındaki Erdoğdu Yeraltı Şehri 

Aksaray’da bu yeraltı şehirleri dışında Güzelyurt şehir merkezinde ve Manastır Vadisi’nde, Ortaköy Ozancık’ta ve Topakkaya Urumdüğün yeraltı şehirleri bulunmaktadır. Kapadokya Bölgesinde en çok yeraltı şehrine sahip olan Aksaray’da henüz ziyarete açılmamış yeraltı şehirleriyle beraber yirminin üzerinde yeraltı şehri bulunmaktadır.

 SOMUNCU BABA TÜRBE VE KÜLLİYESİ

Yüzlerce talebe yetiştiren, milyonlarca gönle giren Somuncu Baba velayet sancağını Acem burcundan alıp, Anadolu diyarına taşıyan, Osmanlı ariflerinin büyük atası, mahviyet ve melamet neş’esinin üstadıdır. Somuncu Baba (Hamidüddin Aksarayî) şehirlerin paylaşamadığı bir Allah dostudur. Türbesi de -en eski tarihi kitapların ifadeleriyle sabittir ki- şehrimizdedir. Kabri nerededir tartışmasıyla sıklıkla gündeme gelen Hâmid-i Aksarâyî hazretlerinin şehirler tarafından paylaşılamaması bizce gayet olumludur. Allah dostlarına, maneviyat önderlerine sahip çıkılması elbette sevindiricidir. Ama hakikat şudur ki, 1412 (H.815) senesinde Somuncu Baba, bir gün dostları ve talebeleriyle helâlleşmiş ve iki rekat namaz kıldıktan sonra, uzun uzun duâ etmiş akabinde ise Kelime-i şehâdet getirerek vefât etmiştir. Somuncu Baba’nın talebesi ve Ankara’nın en önemli manevi sembollerinden olan Hâcı Bayram-ı Velî cenâze namazını kıldırmıştır. Bugünkü türbesinin olduğu yere defnedilmiştir. Yeni yapılan Somuncu Baba Külliyesi ile birlikte manevi liman güçlenmiştir.

YUNUS EMRE TÜRBESİ

 Sekiz yüz yıl evvel yazdığı halde hâlâ gönlümüzde ve dilimizde olan kaç şiir vardır? Ya da şöyle soralım: Güzel ve duru bir Türkçe ile yazılan şiirler deyince akla gelen ilk şair kimdir?  Yunus Emre elbette cevabını duyar gibiyiz. Dünyanın hayran olduğu bu gönül mimarı Yunus Emre hakkında çok az bilgi vardır. 1240’ta doğduğu tahmin edilen Yunus Emre 82 yıl yaşamış ve 1320 civarında ebediyete intikal etmiştir. Dünyanın farklı yerlerinde makamı ve türbesi vardır. Son zamanlarda yapılan bilimsel çalışmalar da göstermiştir ki; Aksaraylıdır. Yunus Emre Türbesi Aksarayımızın Ortaköy ilçesi Reşadiye köyündedir.

 

YUSUF HAKİKİ BABA TÜRBESİ

Gönüller sultanı Somuncu Baba’nın oğlu, Hacı Bayram-ı Veli’nin Aksaray’daki halifesi olan Yusuf Hakiki Baba tüm dünyayı muhabbetle kucaklamak istemiş, tasavvufu damıtıp susamışlara ikram etmiştir. Hakiki Divanı, Muhabbetname en bilinen eserleridir. Şeyh Hamit Mahallesi’ndeki  türbesinde (mezarında)  doğal bir koku vardır. Bu koku tarif edilemez; ziyaretçinin teneffüs etmesi gerekir.

 

 KILIÇ ARSLAN TÜRBESİ

II. Kılıç Arslan Aksaray kalesi önünde savaşırken şehit düştükten sonra mumyalandıktan  sonra geçici olarak burada ağırlanmıştır. Ayrıca IV. Kılıç Arslan iç organları da buraya gömülmüştür.

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

AKSARAY MÜZESİ

On bin yıldan fazla bir süredir yerleşim gören Aksaray, birçok medeniyete ev sahipliği yapmıştır. Biriktirdiği bu kültürler, bağrında sakladığı güzellikler kimi zaman kıymet bilmezlerin elinde harap olmuştur. Bir kısmı da günümüze kadar gelmeyi başarmıştır. Bu kültür temsilcisi sikkeler, kolyeler, halılar, kılıçlar, lahitler, figürler, kaşıklar, mumyalar, kilimler, mataralar, kitabeler, küpler ve daha neler neler Aksaray Müzesinde meraklıların ziyaretine açıktır. Müzenin içindeki her bir değer mazide güzel ve çekici bir yolcuğun bileti gibidir.

 

 

AZMİ MİLLİ MÜZESİ

1924 yılında kurulan Aksaray Azmi Milli Türk Anonim Şirketi, Türkiye Cumhuriyeti ilan edildikten sonra faaliyete geçen ilk un fabrikasıdır. Askerî birlikler başta olmak üzere Kızılay gibi ülkenin en önemli kurumları un ihtiyacını Azm-i Milli TAŞ ile karşılamıştır.  Çok kaliteli unları ülkenin her yerinde meşhur olan şirket aynı zamanda Türkiye’de ilk elektrik üretimi yapan tesislerden birine sahipti. 2002 yılında kapanan ve Aksaray Belediyesi’ne geçen Azm-i Milli TAŞ, sanayi müzesi olarak hizmete gireceği günü bekliyor. Milletin azmi demek olan Azm-i Milli yine milletin hizmetinde olacaktır.

 

 

 

 

AKSARAY KÜLTÜR EVİ

Şehrin asırlarca biriktirdiği kültürü bir arada görmek isteyenler için Uluırmak kenarındaki Aksaray Kültür Evi tam isabettir. Folklorik unsurlar iç içedir.

 

 

 

 

 

AKSARAY ULU CAMİ

Aksaray şehrinin en önemli manevi sembollerinden olan Ulu Cami hem Selçuklu hem de Karamanoğlu eseridir. Sultan Mesut zamanında yapılan Ulu Cami bir rivayete göre Moğol saldırıları sonrasında diğer rivayete göre ise 14. yüzyılda meydana gelen depremden sonra kullanılamayacak duruma gelince Karamanoğlu Mehmet ve İbrahim Beyler döneminde bugünkü şeklini almıştır. Çok sade bir mimarisi olan mabedin maneviyatı insanı derinden etkiler. Anadolu’da Selçuklu döneminin kündekâri tarzdaki en eski minberi mabedin içinde -yaralı da olsa- kullanılmaktadır. Tarihte birçok şeye şahitlik etmiş bu kadim caminin hünkar mahfelindeki istalaktitli tavanı da ayrı bir güzelliğe sahiptir.

 

EĞRİ MİNARE

Dünyanın en eğik yapıları arasında bulunan Aksaray’da Eğri Minare Anadolu Selçukluları döneminden kalan bir şaheserdir. İtalya’daki Pisa Kulesi’ne benzerliği ile dikkatleri çeken minarenin ne zaman ve kim tarafından yapıldığı tam olarak bilinemese de Selçuklu eseri Eğri (Kızıl) Minare sekiz yüz yıldır ayaktadır. Kırmızı renkli tuğlalarının rengi, şerefe altındaki çinilerin mavisi hala capcanlıdır. Herkesin merak ettiği ama hiç kimsenin tam olarak cevaplayamadığı “ne zaman ve nasıl eğilmiş” sorusu esere ayrı bir gizem katmaktadır. 1863 yılında meydana gelen büyük sel  felaketinde camisi yıkılmış ve sonraki dönemlerde yeniden yapılmıştır. Asırlara meydan okuyan şaheser minare  ziyaretçilerini beklemektedir.

 

Dünyanın en büyük ikinci kanyonu olan Ihlara Vadisi Aksaray’dadır.

 

 

 

 

 

 

HASAN DAĞI

Ülkemizin sayılı volkanik dağlarından olan Hasan Dağı 3281 metre yüksekliği ile bağdaş kurup şehri seyreden heybetli bir bilgeyi andırır. Bazen de karlı zirvesiyle telli-duvaklı bir gelinin zarafetini seyrettirir misafirlerine. Türkülere, şiirlere konu olmuş bu yüce dağ, Karacaoğlan’ın da sevgilisidir. Kış sporlarının, kampların merkezi olması gereken bu muhteşem dağ tarihte çok farklı milleti ağırlamıştır eteklerinde. Sıradan bir antik şehirden çok ötesi olan Nora da Hasan Dağı’nın eteklerindedir.

 

 

IHLARA VADİSİ

Dünyanın en büyük ikinci kanyonu olan Ihlara Vadisi, içinde insan yaşayan en büyük vadidir. Şehre 40 km mesafedeki vadi 14 km uzunluğundadır. Hasan Dağı’dan püsküren volkanlar Melendiz Nehri’nce milyonlarca yıldır aşındırılmış ve nihayetinde enfes bir vadi ortaya çıkmıştır. Özellikle putperest Roma zulmünden kaçan Hıristiyanların güvenli bir şekilde yaşamasına ve ibadet etmesine fırsat veren vadide aynı zamanda camiler de bulunmaktadır. Özellikle Kırkdamaltı Kilisesi’nde bulunan freskte Selçuklu Hükümdarı Sultan Mesud’un yer alması Müslümanların hoşgörüsünü göstermesi bakımından ilginçtir.

 

 

NORA ANTİK ŞEHİR

Antik dönemde üç kapıdan diğer bölgelere bağlanan Nora, yolların birleştiği, bölgenin önemli bir yerleşim merkezidir. Antik şehir için “Nora” ya da “Mokisos” isimleri kullanılır. “Viranşehir” de kullanılır ama özel bir isim değildir. Çünkü bu tip terk edilmiş yerlere genelde Viranşehir denilir.

Konu hakkında en ciddi araştırma yapan merhum Halis Yenipınar’dır. Onun araştırmalarına göre Nora, Helenistik devirden itibaren iskan görmüş, stratejik mevkide önemli bir askeri merkezdir. Nora’daki kiliseler yaklaşık 6. ve 7. yüzyıllarda inşa edilmiştir. Yeni kurulan kent, tahmini olarak 1000 civarında evden oluşmaktadır. 45-50 hektarlık alanı ile Kapadokya’da bulunan bazı surla çevrili kentlerden daha büyüktür. O dönemde bölgenin merkezi konumunda bulunan Kaiserai (Kayseri) 26 hektardır. Kısa süren ve parlak bir dönem yaşayan kent, 8. yüzyıldan sonra terk edilmiştir. Roma döneminde nekropol olarak kullanılmış bir alan içinde yapılan Nora’daki yüzey araştırmalarında 48 adet Roma dönemi mezar tespit edilmiştir. Nora’nın planlı bir şehir yerleşmesi ve yol ağı olmayan, sadece savunma amaçlı kurulmuş şehir olduğu söylenebilir. Nora bir askeri garnizon olarak da nitelendirilmektedir. Nora’da temsilî yapı olarak sadece kiliseler yer almaktadır.

KİLİSE CAMİ

Aksaray’ın Güzelyurt (Gelveri) İlçesi’nde Teodosius tarafından 385 yılında yaptırılan kilise Ayasofya benzerliği ile dikkatlerden kaçmaz. Kilisenin yapıldığı 385 yılından sonra önemli değişiklikler geçirdiği anlaşılmaktadır. En önemli değişiklik ise 1835 yılındaki restorasyon sırasında olmuştur. Kilisenin plan şemasında büyük değişiklikler yapılmış ve kapalı Yunan haçı tipinden üç nefli kubbeli bazilika tipine geçilmiştir. Mübadele sonrasında 1924’te camiye çevrilmiştir. Ziyarete ve ibadete açıktır.  Buradan biraz daha yürüdüğünüzde ise Manastırlar Vadisi size kucak açar.

 

 

 

 KIZIL KİLİSE

Güzelyurt ilçesi- Sivrihisar’da  tarlalar ortasında kızıl rengiyle uzaklardan bile dikkati çeken kilisenin VI. yüzyılda yapıldığı  ve Nazianzlı Gregorius’a ithaf edildiği kabul edilmektedir. Üç kollu haç planlı kilise Hıristiyanlar tarafından ziyadesiyle önemsenmektedir. 2008 yılında Dünya Anıtlar Fonu tarafından tehlike altındaki 100 eser arasında gösterilen tarihi kilisenin tamiratı devam etmektedir. İnanç turizmi açısından düşünüldüğünde şehirdeki en önemli eserlerin başında gelen bir yapıdır.

 

 

 

 

SELİME KALE VE KATEDRALİ

Selime, Ihlara, Yaprakhisar, Belisırma ve tabi Güzelyurt, şehrin en eski ve en güzel yerleşim yerlerindendir. Peribacaları saklanmaya ve yaşamaya elverişlidir. Romalıların at yetiştirdiği bu beldede aynı zamanda Romalı beylerin  köşkleri de vardı. Selçuklu ve Osmanlı dönemlerinde de önemini yitirmedi. Ünlü tarihçi Kerimüddin Mahmud Aksarayî buranın sahibi/emanetçisiydi. Yine Anadolu Selçukluları döneminde buradaki savaşta şehit düşen Ali Paşa için türbe yaptırılmıştır. 

 

 

 

SOFULAR VADİSİ

Gülağaç ilçesi Sofular Beldesinde bulunan vadi,  göz önünde olmasına rağmen -maalesef- tanınamamıştır. Vadide çok sayıda kilise, manastır, kayadan oyma evler, yeraltı şehirleri ve mezar odaları gizemli bir geziye davetiye çıkarır. Vadi hakkında kaynaklar ketum olsa da Nenezi ile yakınlığı da göz önüne alındığında çok önemli hadiselere şahitlik eden bir yer olduğu ortadadır. Özellikle obsidiyen kalıntıları Sofular Vadisinin kadim bir geçmişi olduğunu kanıtlar niteliktedir. Yürüyüşle birlikte eskiye yolculuk yapmak isteyenler için eşsiz bir yerdir.

 

 

 

AKSARAY’IN TERMAL TURİZM POTANSİYELİ

Aksaray doğa, tarih-kültür, inanç turizminin yanında termal turizm alanında da zengin ve iddialıdır. Kapadokya’nın kalbi Aksaray’da termal turizmi doyasıya yaşamak isteyenlere, kaplıcalardan şifa bulmak isteyenlere Ziga, Ilısu ve Narlıgöl’deki tesisler kâfi gelecektir.

Ziga kaplıcalarından başlayalım, şehrin termal turizmini anlatmaya. ÖÇK (Özel Çevre Koruma Bölgesi) kapsamındaki Ihlara Vadisi’nin sınırında yer alan Yaprak Hisar Köyündeki Ziga kaplıcaları, termal turizmle muhteşem bir doğayı buluşturuyor. Ihlara Vadisi’ne panoramik bakış açısına sahip Ziga kaplıcalarında termal suyun sıcaklığı 47 derecedir. Mineral açısından oldukça zengin olan Ziga kaplıcaları metabolizma bozuklukları, göz rahatsızlıkları ve kadın hastalıklarına iyi gelmektedir. Bunun haricinde ortopedik ve nörolojik rahatsızlıkların rehabilitasyonunda da kullanılabilir. Ziga kaplıcalarında şu anda iki tesis hizmet vermekte; bir otelin inşaatı da devam etmektedir.

Ilısu’nun Romalılar’dan beridir şifalı suyu tercih edilmektedir. Romalılar, Ilısu’da kayaları oyarak hamam inşa etmişlerdir ki, bu hamamlar günümüzde de kullanılmaktadır. Ihlara Vadisi gibi dünyanın en önemli turizm mekanlarından birinin başlangıcında yer alması Ilısu’nun en büyük avantajlarındandır. Müteşebbislerin cazibe merkezlerinden olan Ilısu yeni yatırımlarla hak ettiği yere gelecektir.

Narlıgöl bir diğer termal turizm potansiyelidir. Ülkemizdeki en önemli termal turizm mekanlarından olmaya aday Narlıgöl bu yolda ciddi adımlar atmıştır. Narlıgöl civarındaki tesisler sadece Aksaray’ın değil dünyanın da göz bebeği olacak kadar mühimdir. Çünkü, Narlıgöl’ün kalp şeklinde olması, sularının şifa kaynağı olması, civarındaki tüflü doğanın kükürtlü sularla buluşması gibi tesislerin önemini, dolayısıyla Aksaray’ın önemini, tanınırlığını artıracaktır. Narlıgöl kalsiyum, sodyum ve bikarbonat açısından çok zengindir. Bu özellikleri yabancı turistlerin özellikle öğrenmesi elzemdir. Narlıgöl’ün enfes manzarasının yanında bir çok hastalığa iyi gelen suları sayesinde şu anda iki termal otel faaliyettedir.

TAŞPINAR HALISI

Meşhur Seyyah  Marco Polo ülkemizden geçerken halılarımızın güzelliğinden bahsetmeden edememiştir. Yine meşhur  seyyah İbn Battuta seyahatnamesinde Aksaray halılarının benzerinin olmadığını ve tüm dünyaya ihraç edildiğini yazmaktadır. Özellikle Taşpınar halıları çok meşhurdur. Ve daha da önemlisi dünyadaki tüm antik halıların tamir merkezi Sultanhanı beldesindedir

 

 

MALAKLI KÖPEĞİ

Anadolu’da bilinen en eski köpek ırkı olan Malaklı köpekleri aynı zamanda en iri bekçi ve çoban köpeğidir. (ortalama erkek Malaklı 100 kg) Evliya Çelebi’nin “Anadolu’da aslan gördüm” ifadesinin Malaklı için denildiği düşünülmektedir. Bozkarabaş, Ala ve Çapar Malaklı türleri vardır. Eğitilmeye müsait Malaklı cinsleri insanlara zarar vermez.

 

 

GÜLAĞAÇ SEPETLERİ

Dünyada örgü tekniği açısından tek olan Gülağaç Sepetleri hediyelik olarak son dönemde ilgi görmeye başlamıştır. Sepetin ham maddesi olan kamış da Gülağaç’taki sazlıklardan karşılanmaktadır. Yöre halkının maharetli ellerinde işlenen bu sepetler aynı zamanda kuru gıdaların saklanması için de kullanılmaktadır.
(Kaynak: Mustafa Fırat Gül,Aksaray Çalışmaları, 2014).

Not: Aksaray İline Genel Bakış bölümü, Mustafa Fırat Gül’ün katkıları ile hazırlanmıştır.